İkinci günümüze Frankfurt'un ünlü Wacker's Kaffee'sindeki tatlıların ve kahvenin tadına bakarak ve rahat Grüneburg Parkı'nda atıştırarak devam ettik. Parkın içindeki oyun alanı 3,5 yaşındaki küçük gezginimizin çok hoşuna gitti. Kısa bir avm turu ile günü noktaladık.
Üçüncü günün sabahında erkenden trene göre çok daha uygun fiyatlı olan FlixBus ile Strasbourg'a dogru yola çıktık. Çocuklara kimi rotalarda yetişkinlerden çok daha fazla ücret aldıkları aklınızda olsun. Otobüslerinde ücretsiz wifi ve şarj için fiş bulunuyor. Rotamız şoyleydi :
Otelimize yerleşmemiz ardından ilk gittiğimiz yer, büyük atlıkarınca oldu. İki tur ardından Little Venice'deki muhteşem manzaralara kavuştuk ve her sokağı didik didik turladık.
Ertesi sabah Paul'de alınan mükellef bir kahvaltı sonrası Little Venice gezimize devam ettik ve sonrasında da 1 saat 15 dakika süren tekne turuna katıldık.
Akşam otelimizde konakladıktan sonra sabahın köründe tren ile Colmar'a geçtik. Biletleri önceden webden almakta fayda var çünkü otomatlarda İngilizce menü yok ve rastladığımız kişiler çat pat İngilizce biliyorlardı, oldukça zorlandık.
Colmar'ın köprüleri ve çiçekleri bizi hemen kendimize getirdi :)
Almanya'da da tattığımız Flambee'nin vejeteryan versiyonunu Fransa'da da tattık, radikal bir fark göremedik. Her ikisi de ince lahmacun hamuruna pizza hissi verdi, gayet hafif ve lezzetliydi.
Yine FlixBus'a atladık ve Heidelberg'in yolunu tuttuk. Otelde yaptığımız geceleme ardından Heidelberg meydanında kahvaltı molası ve gezinti ardından 550 metre yüksekliğe olan füniküler tırmanışımız başladı. Oldukça zevkli ve bol manzaralı turumuz, elbette en çok miniğimizin hoşuna gitti.
Ertesi gün bindiğimiz İstanbul uçağında kalbimiz unutulmayacak anılar ve maceralar ile doluydu. Sonraki maceralarda görüşmek üzere...

No comments:
Post a Comment