Sabah oteldeki kahvaltı ardından Floransa'ya doğru yola çıktık. İtalyanlar o kadar güzel peynirleri, zeytinleri olduğu halde kahvaltıyı tatlı ağırlıklı yapıyorlar. Bol bol kek ve tart.
Floransa'ya vardığımızda Duomo ziyarete kapalı olduğundan, hemen yanındaki Giotto'nun çan kulesine çıktık. Tamı tamına 414 basamak ve dar bir merdiven. İniş-çıkış aynı yerden yapıldığı için de insana ekstra daral getiriyor. Fakat yine de en tepeden Floransa'nın müthiş manzarası için değer :)
Sonraki durağımız Arno nehrinin üstündeki Eski Köprü'ydü.
Çevrede biraz gezindikten sonra yaklaşık 1,5 saat yol alarak Pisa'ya vardık. Köy tadında bir yer. Sadece Miracoli meydanında katedral, kule ve vaftizhane gibi bir yapılaşma var. Dünyaca ünlü bir yer olunca insan ister istemez beklenti içine giriyor ama Pisa tam bir hayal kırıklığı.
Not : Pisa'dan hediyelik eşya almak için en uygun yer; Pisa kulesini arkanıza aldığınızda en solunuzda kalan yolun sonundaki standlar. Diğer yerlerde fiyat 2-3 kata çıkabiliyor.
Gece konaklama otelimizde.
Thursday, 21 June 2012
Roma (9 Haziran 2012)
9 Haziran 2012, sabahın erken saatlerinde Alitalia ile Roma'ya doğru yola çıktık. Yaklaşık 3 saatlik yolculuk sonrası Roma Fiumicino Havalimanı'ndaydık. Alitalia'yı fiyat avantajı nedeniyle seçmiştik fakat koltuk aralarının genişliği bizi oldukça sevindirdi. Elbette servis THY'ye göre oldukça zayıf. Fakat en azından Pegasus gibi ek ücret ödenmiyor. Yaz dönemi olduğundan biletimizi Şubat ayında kişi başı 365 TL'ye almıştık. Fakat 2010 yılı Aralık ayında Pegasus ile kişi başı 60 euro'ya gidiş-dönüş aldığımız Roma biletinin tadı hala damağımızda :)
4 kişilik bir tatil planladığımız için gitmeden 1-2 hafta önce Auto Europa'dan Peugeot 508 SW kiraladık. Diğer şirketlere göre fiyatları avantajlı fakat araba teslimi sırasında ekstra maliyet çıkarıyorlar, aman dikkat. Bize 150 euro'luk ek sigorta masrafı çıkardılar hala geri almak için uğraşıyoruz.
Neyse ilk gün aracımızı teslim aldıktan sonra Vatikan'a gittik. San Pietro Basilica'sı mimarisi itibariyle beni Roma'da en çok etkileyen yapı. Üstelik her tarihi yere ücretli giriş olan bir ülkede buraya girişin ücretsiz olması oldukça enteresan.
4 kişilik bir tatil planladığımız için gitmeden 1-2 hafta önce Auto Europa'dan Peugeot 508 SW kiraladık. Diğer şirketlere göre fiyatları avantajlı fakat araba teslimi sırasında ekstra maliyet çıkarıyorlar, aman dikkat. Bize 150 euro'luk ek sigorta masrafı çıkardılar hala geri almak için uğraşıyoruz.
Neyse ilk gün aracımızı teslim aldıktan sonra Vatikan'a gittik. San Pietro Basilica'sı mimarisi itibariyle beni Roma'da en çok etkileyen yapı. Üstelik her tarihi yere ücretli giriş olan bir ülkede buraya girişin ücretsiz olması oldukça enteresan.
Oradan Colosseum'a gittik. Giriş için bir hayli sıra bekledik ama 'Maximus' diye diye 1-2 saat dolaştık. Filmin fazla etkisinde kalmışız.
Colosseum bileti ile yakın mesafedeki Roman Forum'u da gezdik. Orada beni en çok o dönemin hükümdarının 'home theater'ı şaşırttı. Ufak çaplı bir colosseum. Hükümdar canı sıkıldıkça vahşi hayvanları ve gladyatörleri buraya atıyor ve onları izleyerek eğleniyormuş.
Yürü yürü ayaklarımıza kara sular inince gezimizi noktalayıp Taverna dei Quaranta'da güzel bir yemek yiyip booking.com'dan bulduğumuz hipodroma yakın, atçılık temalı otelimize vardık. Otelin odalarında asma kat vardı :)
Otelde bir kaç saat dinlendikten sonra Aşk Çeşmesi ve İspanyol Merdivenleri'ni gezdik. Aşk Çeşmesi her zamanki gibi yine çok kalabalıktı. Şipşak fotocular Türk olduğumuzu anlayıp, bildikleri tüm Türkçe kelimeleri arka arkaya sıraladıklarında çok eğlendik, ortaya saçma sapan şeyler çıktı. Not : O bölgede yollarda park yeri bulunmuyor ve kapalı otoparklar da çok pahalı, aklınızda olsun.
Subscribe to:
Posts (Atom)
