Tekrar şehir merkezine döndüğümüzde Piazza Navona ve Pantheon çevrelerini gezdik. Geç bir öğle yemeği ardından havalimanına doğru yola çıktık ve böylece güzel fakat yoğun bir İtalya gezisinin sonuna geldik.
Sunday, 22 July 2012
Roma (16 Haziran 2012)
Sabah Roma'nın biraz dışındaki Castel Romano Designer Outlet'e gittik. Burberry'de bir kaç uygun fiyatlı ürün vardı ama yine de bizim için en uygun Nike'ın mağazasıydı.
Rimini-Roma (15 Haziran 2012)
Otelimizde kahvaltı sonrası yine deniz-kum-güneş üçlemesi için bu sefer Adriyatik denizindeki Sirolo-Urbani kumsalına gittik. Hırvatistan tarafında olduğu gibi Adriyatik bizi yine şaşırtmadı, deniz çok güzel ve temizdi.
Öğleden sonra Roma'ya dönüş yoluna başladık. Yaklaşık 3 saat sonra Roma'daki otelimiz Cristoforo Colombo'ya vardık.
Venedik-Rimini (14 Haziran 2012)
Sabah erken saatlerden itibaren gezmeye başladığımız Venedik'te, çeşit çeşit hediyelik eşya mağazaları resmen başımızı döndürdü. Kanallar ve kliselerle çok farklı bir yerleşim yeri, oldukça etkileyici ve orijinal.
Yürümekten ayaklarımızda derman kalmayınca tekrar arabaya atladık ve akşam saatlerinde Rimini'deki otelimiz Hotel Imperial Beach'e vardık. Manzaralı balkonumuzda güneşi keyifle batırdık.
Akşam yemeği için otelimize yürüme mesafesindeki La Posada'ya gittik ve çok ama çok memnun kaldık. Denizden çıkabilecek ne varsa tıka basa yedik ve oldukça makul bir hesap ödedik. Kesinlikle tavsiye edebileceğim bir restoran, benden 5 yıldız.
Milano-Como-Verona (13 Haziran 2012)
Sabah ilk işimiz giriş bileti bulmayı umduğumuz Santa Maria delle Grazie'ye gitmek oldu. Tam yaz sezonu olduğundan ne yazık ki bilet bulamadık. Neyse ki Selçuk'la 2010 Aralık İtalya gezimizde bilet bulabilmiş ve 4,5-8,7 metrelik Da Vinci'nin muhteşem Son Akşam Yemeği'ni inceleyebilmiştik.
Milano'nun ünlü tasarım mağazalarının bulunduğu Via della Spiga, Via San't Andrea ve Via Montenapoleone altın üçgenini gezdikten sonra Como Gölü'ne gittik. Burayı nispeten küçük bir yer beklerken karşımıza koskoca bir göl çıktı. Asıl hareket Bellagio kasabası çevresindeymiş ama yolu dar ve çok virajlı olduğundan gitmeyi göze alamadık.
Milano'nun ünlü tasarım mağazalarının bulunduğu Via della Spiga, Via San't Andrea ve Via Montenapoleone altın üçgenini gezdikten sonra Como Gölü'ne gittik. Burayı nispeten küçük bir yer beklerken karşımıza koskoca bir göl çıktı. Asıl hareket Bellagio kasabası çevresindeymiş ama yolu dar ve çok virajlı olduğundan gitmeyi göze alamadık.
Verona'ya akşam üzeri vardık ve kapanmadan severek izlediğimiz Letters to Juliet filminde de geçen Jüliet'in Evi'ni gezebildik. Sonra meydanı, saat kulesini ve arena çevresini gezdikten sonra nefis bir midyeli spagetti yedik.
Akşam saatlerinde Venedik'teki otelimiz Smart Hotel Holiday'e vardık.
Nice-Cannes-Milano (12 Haziran 2012)
Sabah otelin yakınındaki Cocoon Cafe'de güzel bir kahvaltı sonrası turkuvaz rengi deniziyle Nice'teki muhteşem Paloma Beach'e gittik. Bir kaç saat deniz-kum-güneş keyfi yaptık.
Oradan Cannes'a geçtik. Sahilini ve biraz merkezini gezdik. Aman aman beğendik denemez. Gitmeseymişiz de olurmuş.
Gece Milano'daki Hotel Idea'ya vardık ve bir güzel dinlendik.
Portofino-Menton-Monte Carlo (11 Haziran 2012)
Sabah otelden ayrılıp direkt Portofino'ya doğru yola çıktık. Portofino çok şirin, küçük bir tatil kasabası ama lüks. Otopark oldukça pahalıydı. Sahilde bir yürüyüş sonrası marina'dan merdivenle Castello Brown'a çıktık. Buradan manzara çok güzel.
Marina'da lezzetli bir öğle yemeğinin ardından Menton'da Hotel Chambord'a vardık. Hızlı bir yerleşme ve akşam yemeği sonrası Monte Carlo'ya gittik. Resepsiyondaki görevli Monte Carlo'nun otoparklarının çok pahalı olduğunu, trenle gitmemizi sıkı sıkı tembihledi ama tren saatleri uygun olmadığından aracımızla gittik. Otopark tüm gezi boyunca en az para ödediğimiz otopark oldu! Çok şaşırdık. Gece Casino de Monte Carlo'yu ve çevreyi gezdikten sonra otelimize geri döndük. Las Vegas'ın büyük ve modern casinolarına göre çok çok daha güzel bu casino beni çok etkiledi. Keşke içinde fotoğraf çekmeye izin verselerdi.
Marina'da lezzetli bir öğle yemeğinin ardından Menton'da Hotel Chambord'a vardık. Hızlı bir yerleşme ve akşam yemeği sonrası Monte Carlo'ya gittik. Resepsiyondaki görevli Monte Carlo'nun otoparklarının çok pahalı olduğunu, trenle gitmemizi sıkı sıkı tembihledi ama tren saatleri uygun olmadığından aracımızla gittik. Otopark tüm gezi boyunca en az para ödediğimiz otopark oldu! Çok şaşırdık. Gece Casino de Monte Carlo'yu ve çevreyi gezdikten sonra otelimize geri döndük. Las Vegas'ın büyük ve modern casinolarına göre çok çok daha güzel bu casino beni çok etkiledi. Keşke içinde fotoğraf çekmeye izin verselerdi.
Subscribe to:
Posts (Atom)

