Son gün Hawaii gezisi içinde en hareketlisi oldu. Yapamadığımız ne varsa son güne sığdırmaya çalıştık. Sabah erkenden otelimizden ayrıldık.
İlk durağımız denizden yüksekliği yaklaşık 3.048 metre olan ve hala aktif olarak kabul edilen Haleakala volkanı, ulusal parkı.
Hawaiililer buranın mistik güçlerine inanıyorlarmış ve gün doğumu ile batımında bazı dini törenler yapılıyormuş. Biz öğlene doğru gittiğimiz için rastlamadık. Fakat tepeye doğru yolculuğumuz sırasında otostopçu bir çifti arabamıza aldık.
Gece dağın tepesinde kamp yapacaklarmış. Dağda gün ortasında bile dondurucu bir hava hakimken gece konaklamayı düşünemiyorum. Bu tatlı maceracı çiftimiz 4 gündür Maui'nin sahillerinde kamp yapıyormuş. Ertesi gün otele yerleşip en sonunda duş alabileceğiz diye seviniyorlardı. Konaklamalarının sebebi ise; gece gökyüzünün bu noktadan çok net görülebilmesiymiş. Summit'te okuduğumuz bilgiye göre dünyanın en iyi 4. gözlem merkeziymiş.
Düşsel, dünyaötesivari manzaraların ardından yaklaşık 1 saatlik yolculuk ile Ulua kumsalına gittik.
Okyanus biraz dalgalı olduğu için şnorkelden vazgeçip rotayı bir önceki gün bulamadığımız şelaleri keşfetmek için tekrar Hana yoluna çevirdik.
İkiz şelaleleri bulabilmek için internetten daha belirgin bir tarif bulduk ve ara sıra yağmurlu 1 saat yolculuğun ardından şelaleleri bulduk. Sevincimiz görmeye değerdi :)
Yalnız herkesin gittiği yolu yine bulamamışız derenin içinden vs yürüyerek şelaleye ulaştık. Baktık ki insanlar yüzüyor biz de koyu rengine aldırmadan suya daldık. Tatlı su olduğundan kaldırma kuvveti sıkıntısı çektik ama özellikle akan suyun altında yüzmenin keyfi bambaşkaydı. Su tazyikli aktığı için su zerrelerinden zor nefes alınıyordu. Fakat yüzmek çok ama çok zevkliydi. Selçuk'un yine maceracı ruhu sayesinde uçağımızın kalkışına 2-3 saat kala bu müthiş deneyimi de yaşamış olduk. Akşam 9'daki uçuşumuz için buradan direkt havalimanına geçtik. Gün boyu yaptığımız yol ise şöyleydi :)