Monday, 7 May 2012

30 Mart

Bir önceki günün yorgunluğunu attıktan sonra Denver'ı keşfe çıktık. İlk durağımız Buffalo Bill'in mezar ve müzesi oldu. Pek ilginç bir yer değildi. Buffalo Bill'in etini sütünü herşeyini Çinliler'e yaptırıp satmaya çalışıyorlar. 




Buradan Echo Lake Park'a gitmeye niyetlendik ama GPS ile bulamadık. Biz de inat ettik (daha doğrusu ben çoktan vazgeçmiştim ama Selçuk sağolsun inat etti) ve sora sora en nihayetinde bu muhteşem manzaralı ve denizden 3,230 metre yükseklikteki göle ulaştık. 


Çam ormanının ortasındaki gölün yarısı donmuştu. 



Akşam Denver şehir merkezinde abimin tanıdığı Suriyeli Ömer amcanın restoranına gittik, orta doğu mutfağını tattık. Hatta internette onlarla ilgili bir haber bile buldum. 

Böylece bir Amerika macerasının daha sonuna geldik. Ertesi gün Denver-Los Angeles uçuşu ardından LA'den 11 saat direkt uçuş ile Türkiye'ye ulaştık. Bu uçuş ile ilk defa uçakta internet de kullandık. Hostes internet tanıtım anonsu yapana kadar oldukça hızlıydı ama sonra biraz yavaşladı, yine de çok farklı bir deneyim oldu.







No comments:

Post a Comment